loader
img
  • EMED
  • PDF file
  • Med Kampüs
  • Yazılıma Giriş
×

Patlamadan Korunma Dokümanı (PKD), patlayıcı ortam oluşabilecek işyerlerinde patlama tehlikelerinin belirlenmesi, patlama risklerinin değerlendirilmesi, tehlikeli alan sınıflandırması, Ex ekipman uygunluğu ve gerekli teknik/organizasyonel önlemlerin tanımlanması için hazırlanan temel dokümandır. PKD, yalnızca yasal bir evrak değil; tesisin patlama güvenliği yönetim planıdır. Doğru hazırlanması proses bilgisi, kimyasal/toz özellikleri, ATEX mevzuatı, EN/IEC standartları ve saha tecrübesi gerektirir.

Parlayıcı gaz, buhar, sis veya yanıcı toz nedeniyle patlayıcı ortam oluşabilecek tüm işyerlerinde PKD hazırlanması gerekir. Boya, solvent, ilaç, kimya, gıda, plastik, ahşap, tahıl, un, şeker, toz toplama, atık su, dolum, depolama ve enerji tesisleri bu kapsama girebilir. Zorunluluk, işletmenin sektör adından çok kullanılan maddelerin özelliklerine, proses koşullarına ve patlayıcı ortam oluşma ihtimaline bağlıdır. Bu nedenle ilk adım, tesiste patlayıcı ortam tehlikesi bulunup bulunmadığının uzman kişilerce değerlendirilmesidir.

ATEX kapsamında iki ana AB düzenlemesi bulunur. Ekipman tarafında güncel direktif 2014/34/EU’dur (ATEX 114; eski 94/9/EC / ATEX 95). Bu direktif, patlayıcı ortamlarda kullanılacak teçhizat ve koruyucu sistemlerin tasarım, uygunluk değerlendirmesi, işaretleme ve piyasaya arz kurallarını kapsar. Türkiye’de karşılığı Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemler ile İlgili Yönetmelik (2014/34/AB)’tir. İşyeri ve çalışan güvenliği tarafında ise 1999/92/EC (ATEX 153; eski ATEX 137) esas alınır; Türkiye’de karşılığı Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik’tir. Bu çerçeve; PKD, patlama risk değerlendirmesi, tehlikeli alan sınıflandırması, Ex ekipman seçimi ve çalışan güvenliği uygulamalarıyla birlikte değerlendirilir.

Patlayıcı ortam sınıflandırması; parlayıcı maddenin özellikleri, kaçak veya yayılım kaynağının türü, yayılım debisi, proses basıncı ve sıcaklığı, havalandırmanın seyreltme kapasitesi ve kullanılabilirliği, saha yerleşimi ve işletme koşulları dikkate alınarak yapılır. Gaz ve buharlar için Zone 0, Zone 1 ve Zone 2; yanıcı tozlar için Zone 20, Zone 21 ve Zone 22 sınıfları kullanılır. Sınıflandırma, Ex ekipman seçiminin ve ateşleme kaynaklarının kontrolünün temelidir. Bu nedenle masa başı varsayımlarla değil, proses ve saha gerçekleriyle uyumlu teknik gerekçelerle yapılmalıdır.

Yanıcı toz bulunan tesislerde ATEX kapsamındaki yükümlülükler, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve ilgili yangın güvenliği gereklilikleri birlikte değerlendirilir. Teknik değerlendirmede EN/IEC 60079-10-2, EN 1127-1, EN 60079-14, NFPA 652, NFPA 654 ve sektöre özel iyi uygulama rehberlerinden yararlanılabilir. Un, şeker, nişasta, plastik, metal, ahşap, ilaç aktif maddeleri ve benzeri tozlarda yalnızca “toz var” demek yeterli değildir; tozun patlayabilirlik parametreleri, proses koşulları ve birikme/yayılma davranışı ayrıca incelenmelidir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işveren, işyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini değerlendirmekle yükümlüdür. Yangın tehlikesi de bu değerlendirmenin kritik başlıklarından biridir. Ayrıca Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik (BYKHY), yapı ve tesislerde yangın güvenliği için asgari gereklilikleri belirler. Endüstriyel tesislerde yangın riski; proses, depolama, elektrik, mekanik tesisat, kaçış yolları ve yangın söndürme sistemleriyle birlikte ele alınması gereken uzmanlık gerektiren bir konudur. Bu nedenle yangın risk değerlendirmesinde konunun uzmanlarından destek alınması önemlidir.

Yangın ve patlama riskleri aynı tesis içinde birbirini etkileyebilir; bu nedenle ayrı ayrı ve kopuk çalışmalar yerine bütünleşik bir yaklaşım gerekir. Önce tehlike kaynakları ve patlayıcı ortam oluşabilecek alanlar belirlenir; ardından ateşleme kaynakları, yangın yükü, kaçış güvenliği, yangın bölmeleri, algılama-söndürme sistemleri ve acil durum organizasyonu birlikte değerlendirilir. Amaç, patlayıcı ortam oluşumunu önlemek, ateşleme kaynaklarını kontrol altına almak ve olay gerçekleşirse etkileri sınırlamaktır.

ATEX, patlayıcı ortam güvenliği için Avrupa Birliği merkezli yasal çerçeveyi ifade eder. EN ve IEC standartları bu çerçevenin teknik içeriğini doldurur; örneğin zon sınıflandırması, Ex ekipman seçimi, montajı ve muayenesi büyük ölçüde EN/IEC 60079 serisiyle değerlendirilir. NFPA standartları ise özellikle yangın, patlama, toz tehlikeleri, elektriksel güvenlik ve endüstriyel proses güvenliği alanlarında güçlü teknik referanslar sunar. Uygunluk değerlendirmelerinde yalnızca standart metinleri değil, endüstri rehberleri ve iyi uygulama örnekleri de dikkate alınmalıdır.

Ex-proof ifadesi sahada yaygın kullanılsa da teknik olarak “Ex ekipman” veya “patlayıcı ortamda kullanıma uygun ekipman” ifadesi daha doğrudur. Ex ekipman seçimi; zon sınıfı, gaz/toz grubu, sıcaklık sınıfı, ekipman koruma seviyesi (EPL), ortam sıcaklığı, IP koruma derecesi, proses koşulları ve ekipmanın montaj yeri dikkate alınarak yapılır. Sadece üzerinde Ex işareti bulunması yeterli değildir; sertifika kapsamı, etiket bilgisi ve kullanım şartları ilgili tehlikeli alanla uyumlu olmalıdır.

Patlayıcı ortamlardaki Ex ekipmanların kontrolü, EN/IEC 60079-17 yaklaşımına uygun olarak görsel, yakın ve ayrıntılı muayene seviyelerinde yapılır. Kontrolde ekipman etiketi, sertifika kapsamı, kablo rakorları, kör tapalar, topraklama ve eşpotansiyel bağlantılar, mekanik hasar, korozyon, IP koruması, bağlantı kutuları ve montaj uygunluğu değerlendirilir. Bu kontrol klasik elektrik periyodik kontrolünden farklıdır; Ex ekipman bilgisi ve patlayıcı ortam tecrübesi gerektirir.

Ex ekipman etiketi; ekipmanın hangi patlayıcı ortamda, hangi koruma tipiyle ve hangi sıcaklık sınıfında kullanılabileceğini gösterir. Örneğin ekipman kategorisi veya EPL seviyesi, gaz/toz grubu, sıcaklık sınıfı, koruma tipi, sertifika numarası ve özel kullanım şartları etiket üzerinden okunur. Ancak etiket tek başına yeterli değildir; sertifika ve üretici talimatları da incelenmelidir. Özellikle “X” işareti bulunan sertifikalarda özel kullanım şartları olabilir ve bu şartlar sahadaki uygunluğu doğrudan etkileyebilir.

Zone 2 alanlarda normal çalışma koşullarında patlayıcı ortam beklenmez; oluşursa kısa süreli olması beklenir. Buna rağmen ekipman seçimi serbest değildir. Kullanılacak ekipmanın ilgili gaz grubu, sıcaklık sınıfı ve ortam koşullarına uygun olması; genellikle en az EPL Gc veya ATEX kategori 3G seviyesini sağlaması gerekir. Montaj EN/IEC 60079-14 prensiplerine uygun yapılmalı; kablo girişleri, rakorlar, IP koruması, topraklama ve ekipman kullanım şartları ayrıca kontrol edilmelidir.

Mevcut tesislerde ATEX uyumu için önce prosesler, kullanılan parlayıcı maddeler, yanıcı tozlar, ekipmanlar ve saha yerleşimi incelenir. Ardından tehlikeli alan sınıflandırması güncellenir, Ex ekipman envanteri çıkarılır, sertifika ve etiket uygunlukları kontrol edilir, ateşleme kaynakları değerlendirilir ve aksiyon planı hazırlanır. Bu çalışma yalnızca eksik ekipman listesi oluşturmak değildir; tesisin işletme koşullarına göre uygulanabilir, önceliklendirilmiş ve teknik olarak savunulabilir bir uyum planı oluşturulmalıdır.

Bazı proseslerde patlayıcı ortam oluşumu tamamen önlenebilir; örneğin parlayıcı maddenin ikamesi, kapalı sistem kullanımı, etkin havalandırma, inertleme veya toz birikiminin önlenmesiyle tehlike kaynağı ortadan kaldırılabilir ya da ciddi şekilde azaltılabilir. Ancak her tesiste bu mümkün değildir. Böyle durumlarda hedef, patlayıcı ortam oluşma ihtimalini azaltmak, ateşleme kaynaklarını kontrol etmek ve patlama etkilerini sınırlandırmaktır. Doğru yaklaşım, prosesin gerçek koşullarına göre önleme ve koruma tedbirlerini birlikte tasarlamaktır.

PKD hazırlama süreci ön bilgi toplama, doküman inceleme, saha keşfi, kimyasal/toz özelliklerinin değerlendirilmesi, tehlikeli alan sınıflandırması, Ex ekipman uygunluk kontrolü, ateşleme kaynaklarının incelenmesi ve aksiyon planının oluşturulması adımlarından oluşur. Çalışma sonunda işletmeye özel, izlenebilir ve uygulanabilir bir rapor hazırlanır. İyi bir PKD, yalnızca mevzuat maddelerini tekrar etmez; işletmenin proseslerini ve saha gerçeklerini dikkate alarak teknik gerekçeleri açıkça ortaya koyar.

PKD hazırlama süresi tesisin büyüklüğüne, proses sayısına, kullanılan parlayıcı madde veya yanıcı toz çeşitliliğine, mevcut dokümanların kalitesine ve saha erişimine bağlıdır. Küçük ve sınırlı prosesli işletmelerde çalışma daha kısa sürede tamamlanabilirken, çok prosesli endüstriyel tesislerde doküman inceleme, saha çalışması ve teknik değerlendirme daha kapsamlı ilerler. Sağlıklı süre planı için ön keşif ve mevcut veri setinin değerlendirilmesi gerekir.

PKD için parlayıcı kimyasallara ait güvenlik bilgi formları, yanıcı toz analizleri varsa Kst/Pmax ve MIE gibi patlayabilirlik verileri, proses akışları, P&ID’ler, ekipman yerleşimleri, havalandırma bilgileri, Ex ekipman sertifikaları ve etiket bilgileri, elektrik/otomasyon ekipman listeleri ve işletme prosedürleri gerekir. Verilerin eksik olması çalışmayı engellemez; ancak belirsizlikleri artırır. Bu nedenle eksik veriler açıkça belirtilmeli ve gerekli durumlarda ölçüm, test veya ilave teknik inceleme önerilmelidir.

PKD, tesisin mevcut durumunu yansıtmalıdır. Proses, ekipman, kimyasal madde, yerleşim, havalandırma, üretim yöntemi veya işletme koşullarında değişiklik olduğunda güncellenmelidir. Ayrıca PKD içinde risk değerlendirmesi de bulunduğundan, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği Madde 12’de belirtilen yenileme süreleri dikkate alınmalıdır: çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenileme yapılır. PKD hazırlanırken kullanılan standartların genellikle beş yıllık periyotlarla gözden geçirilmesi de güncelleme gerekçesi oluşturabilir.

Denetimlerde en sık görülen eksiklikler; tehlikeli alan sınıflandırmasının teknik gerekçeye dayanmaması, zon çizimlerinin saha gerçekleriyle uyuşmaması, Ex ekipman sertifika ve etiket bilgilerinin yeterince incelenmemesi, yanıcı toz özelliklerinin dikkate alınmaması, havalandırma varsayımlarının doğrulanmaması ve aksiyon planının uygulanabilir olmamasıdır. PKD’nin yalnızca zon çizimi veya ekipman listesi gibi ele alınması da önemli bir eksikliktir; dokümanın patlama risk değerlendirmesi, teknik gerekçelendirme ve uygulanabilir aksiyon planı içermesi gerekir.

Yangın risk değerlendirmesi; yangın tehlike kaynaklarının, yangın yükünün, tutuşma kaynaklarının, proses ve depolama koşullarının, elektrik ve mekanik tesisatların, kaçış yollarının, yangın bölmelerinin, algılama-alarm ve söndürme sistemlerinin birlikte incelenmesiyle yapılır. Değerlendirmede BYKHY, ilgili TS/EN standartları, NFPA standartları ve tesisin faaliyet özellikleri dikkate alınabilir. Amaç sadece eksik ekipmanları listelemek değil; yangının çıkma ihtimalini azaltmak, yayılımını sınırlamak ve can güvenliğini sağlayacak öncelikli aksiyonları belirlemektir.

Endüstriyel tesislerde sık görülen yangın tehlike kaynakları arasında parlayıcı sıvı ve gazlar, yanıcı tozlar, sıcak çalışma faaliyetleri, elektrik panoları ve kablo tavaları, uygunsuz depolama, proses ısıtıcıları, bakım faaliyetleri, forklift/akü şarj alanları, mutfak davlumbazları ve yetersiz temizlik-düzen uygulamaları bulunur. Bu tehlike kaynakları tek tek değil, proses sürekliliği ve tesis yerleşimiyle birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle üretim, depolama ve yardımcı tesisler arasındaki yangın yayılım senaryoları kritik önemdedir.

Yangın söndürme sistemlerinin periyodik kontrolleri için İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği dikkate alınır; ilgili standartlarda aksi belirtilmediği sürece tesisatların periyodik kontrolleri yılda bir yapılır. Bunun yanında sprinkler, yangın pompası, hidrant, yangın dolabı, gazlı söndürme ve algılama-alarm sistemleri için ilgili TS/EN veya NFPA standartlarında yer alan haftalık, aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık kontrol/test gereklilikleri ayrıca değerlendirilmelidir. Periyodik kontrol, bakım ve fonksiyon testleri birbirinin yerine geçmez; birlikte planlanmalıdır.

Sprinkler sistemi tasarımında Türkiye’de BYKHY ve TS EN 12845 temel referanslar arasındadır. Projenin niteliğine, işveren teknik şartnamesine veya uluslararası tasarım beklentilerine bağlı olarak NFPA 13 de kullanılabilir. Doğru tasarım için yalnızca boru çapı veya sprinkler sayısı yeterli değildir; bina kullanım amacı, depolanan m alzeme sınıfı, depolama yüksekliği, raf düzeni, çatı yüksekliği, sprinkler tipi, tasarım yoğunluğu, hidrolik hesap, yangın pompası ve su deposu kapasitesi birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni fabrika projelerinde öncelikle yangın ve can güvenliği yönünden gereklilikleri ve tasarım kriterlerini belirleyen bir yangın raporu hazırlanır. Bununla birlikte kaçış mesafeleri, kaçış yolu genişlikleri, yangın kompartımanları, yangın bölmeleri ve tesis yerleşimi ayrıca değerlendirilir. Sonraki aşamada mekanik ve elektrik yangın projeleri; yani yangın algılama, alarm, sprinkler, hidrant, yangın dolabı, gazlı söndürme, yangın pompası, duman kontrolü ve ilgili sistemlerin BYKHY ve uygulanacak standartlara uygunluğu kontrol edilir. Böylece tasarım, ruhsat ve uygulama süreçlerinde teknik bütünlük sağlanır.

Yangın danışmanlığı; tesisin tasarım, yapım, işletme veya iyileştirme aşamasında yangın ve can güvenliği gerekliliklerinin teknik olarak değerlendirilmesi hizmetidir. Kapsama göre yangın strateji raporu, yangın risk değerlendirmesi, kaçış yolu ve kompartıman incelemesi, yangın algılama ve söndürme sistemi proje kontrolü, yangın senaryosu, neden-sonuç matrisi ve saha uygunluk denetimleri yapılabilir. Endüstriyel tesislerde yangın danışmanlığı, yalnızca mevzuat uyumu için değil; işletme sürekliliği ve büyük kayıp senaryolarının önlenmesi için de kritik bir uzmanlık alanıdır.

Proses Tehlike Analizi (PHA), kimyasal veya endüstriyel proseslerde istenmeyen olaylara yol açabilecek tehlikelerin sistematik olarak belirlenmesi ve risklerinin değerlendirilmesidir. HAZOP ise bu analizlerde en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Yeni tesis tasarımlarında, proses değişikliklerinde, kapasite artışlarında, yeni kimyasal kullanımında veya ciddi olay/ramak kala sonrasında yapılması önerilir. Etkin bir PHA/HAZOP çalışması, proses mühendisliği, işletme, bakım, otomasyon ve iş güvenliği disiplinlerinin birlikte katılımını gerektirir.

Statik elektrik kaynaklı patlama riski; yük oluşumu, yük birikimi, deşarj ihtimali ve ortamda tutuşabilir atmosfer bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilerek analiz edilir. Sıvı transferleri, toz taşıma, dolum-boşaltım, pnömatik taşıma, filtreler, plastik ekipmanlar, big-bag kullanımı ve solventli prosesler kritik faaliyetlerdir. Değerlendirmede malzeme iletkenliği, minimum tutuşma enerjisi, topraklama/eşpotansiyel bağlantılar, gevşeme süresi, akış hızı ve operasyonel uygulamalar incelenir. NFPA 77 ve IEC/TS 60079-32-1 bu konuda önemli teknik referanslardır.

Toz patlaması riski, yanıcı tozun varlığı, havada dağılma ihtimali, kapalı veya yarı kapalı hacim, oksijen ve etkili ateşleme kaynağı koşulları birlikte değerlendirilerek analiz edilir. NFPA Dust Hazard Analysis (DHA) yaklaşımı, toz bulunan proseslerde sistematik ve izlenebilir değerlendirme için güçlü bir referans sağlar. Analizde tozun Kst, Pmax, MIE, MIT ve tabaka tutuşma sıcaklığı gibi parametreleri, toz birikimi, filtrasyon sistemleri, elevatörler, bunkerler, siklonlar, torbalı filtreler ve patlama koruma/izolasyon önlemleri incelenir.

Parlayıcı ve patlayıcı kimyasalların risk analizinde önce güvenlik bilgi formları, parlama noktası, kaynama noktası, buhar basıncı, LEL/UEL değerleri, otomatik tutuşma sıcaklığı ve proses sıcaklığı gibi temel veriler incelenir. Ardından depolama, transfer, dolum, karıştırma, reaksiyon, havalandırma, drenaj, kaçak senaryoları ve ateşleme kaynakları değerlendirilir. Sonuçta yangın, parlama, patlama ve toksik yayılım gibi senaryolar için mevcut önlemler, eksikler ve öncelikli iyileştirme aksiyonları belirlenir.

Evet. Patlamadan Korunma ve ATEX farkındalık eğitimleri, işletmenin kendi prosesleri, kullanılan parlayıcı maddeler, yanıcı tozlar, zon alanları ve saha uygulamaları dikkate alınarak hazırlanabilir. Eğitimde patlayıcı ortam oluşumu, ateşleme kaynakları, Ex ekipman işaretleri, sıcak çalışma, topraklama/eşpotansiyel bağlantı, temizlik-düzen, değişiklik yönetimi ve PKD’de yer alan kritik önlemler anlatılır. İşletmeye özel örnekler kullanılması, eğitimin sahada uygulanabilirliğini artırır.

Ex Ekipman Montaj Eğitimi; elektrik bakım ekipleri, enstrümantasyon ekipleri, proje ve mühendislik ekipleri, bakım-onarım yüklenicileri, pano/kablo montaj ekipleri ve patlayıcı ortamda ekipman kurulumu yapan tüm teknik personel için uygundur. Eğitimde EN/IEC 60079 serisi standartların yaklaşımı ve özellikle EN/IEC 60079-14 kapsamındaki montaj gereklilikleri ele alınır. Kablo rakorları, kör tapalar, Ex d/Ex e ekipman montajı, topraklama, IP koruması, sertifika şartları ve saha hataları uygulamalı örneklerle değerlendirilir.

Danışmanlık hizmeti alınırken yalnızca rapor teslim süresine veya fiyatına bakılmamalıdır. Çalışmayı yürüten ekibin ilgili mevzuat, EN/IEC ve NFPA standartları, endüstriyel saha uygulamaları ve proses güvenliği konularındaki yetkinliği sorgulanmalıdır. İyi bir danışmanlık çalışması; saha incelemesine dayanmalı, varsayımlarını açıkça belirtmeli, teknik gerekçeleri izlenebilir olmalı ve uygulanabilir aksiyonlar üretmelidir. MedSpark yaklaşımında temel hedef, işletmeye yalnızca doküman değil, karar almayı kolaylaştıran teknik güvenlik çıktısı sunmaktır.

Süreç, işletmenin ihtiyacının ve tesis kapsamının netleştirilmesiyle başlar. İlk aşamada mevcut dokümanlar, proses bilgileri, yerleşim planları ve hedeflenen çalışma kapsamı değerlendirilir. Ardından teklif ve çalışma planı oluşturulur. Saha incelemesi, teknik analiz, taslak rapor, müşteri değerlendirmesi ve nihai rapor aşamaları izlenir. Gerekli durumlarda aksiyon takip listesi, eğitim, proje kontrolü veya periyodik denetim desteği de sürece eklenebilir.

Bu çalışmalar yüksek sonuç şiddetine sahip olayları konu alır; hatalı bir kabul, eksik bir zon sınıflandırması, yanlış Ex ekipman seçimi veya yetersiz yangın senaryosu ciddi can güvenliği, işletme sürekliliği ve maddi kayıp sonuçları doğurabilir. Bu nedenle değerlendirmelerin yalnızca kontrol listesi mantığıyla değil; mevzuat, standart, proses bilgisi ve saha tecrübesiyle yapılması gerekir. Yetkin ekiplerle çalışmak, raporların teknik savunulabilirliğini ve önerilen önlemlerin uygulanabilirliğini artırır.

OSGB (Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi), işyerlerine iş sağlığı ve güvenliği hizmeti sunan yetkili kurumlardır. İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli desteği sağlayarak işletmelerin yasal yükümlülüklerini yerine getirmesine yardımcı olur.

Evet. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işyerlerinin İSG hizmeti alması zorunludur. Bu zorunluluk 2012 yılında kademeli olarak başlamış, 01.01.2025 itibarıyla çalışan sayısına bakılmaksızın tüm işyerlerini kapsamıştır.

OSGB hizmeti; iş kazalarını azaltır, yasal süreçlerin takibini kolaylaştırır ve işletmenin mevzuata uygun çalışmasına destek olur. Ayrıca çalışan güvenliğini artırarak verimliliğe katkı sağlar.

Yetki belgeli, deneyimli OSGB'ler tercih edilmelidir. Uzman kadro (A, B, C sınıfı), hızlı iletişim, düzenli saha desteği ve mevzuat takibi önemli kriterlerdir.

Evet. 6331 sayılı Kanun gereği, iş sağlığı ve güvenliği hizmeti almayan işletmelere her ay artan idari para cezaları uygulanır. Ayrıca olası bir iş kazasında işletme doğrudan sorumlu tutulur.

İSG hizmet bedeli; çalışan sayısı, işyerinin tehlike sınıfı ve mevzuata göre belirlenen aylık hizmet süreleri esas alınarak hesaplanır.

Mevzuatta OSGB'lerin belirli bir yazılım kullanma zorunluluğu yoktur. Ancak kayıtların düzenli tutulması, arşivlenmesi ve denetlenebilir olması gerektiği için çoğu OSGB dijital arşiv ve İSG yazılımları kullanır. Bu sistemler evrak takibini kolaylaştırır, raporlamayı hızlandırır ve denetim süreçlerinde düzen sağlar.

İSG-KATİP, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kullanılan resmi online sistemdir. İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personelinin işyerlerine atanması, sözleşmelerin yapılması ve tüm İSG hizmet süreçlerinin elektronik olarak takip edilmesini sağlar. Sistem adresi: https://isgkatip.csgb.gov.tr

OSGB personelinin göreve başlatılması amacıyla, SGK girişleri yapılmış iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli gibi İSG profesyonellerinin üzerine OSGB aracılığıyla firma atamalarının yapılabilmesi için öncelikle içe görevlendirme yapılır. Bu işlem, ilgili kişilerin OSGB bünyesinde çalıştığını gösteren bir kurum içi görevlendirmedir.

Bir OSGB'den hizmet almaya başladığınızda ve size atama yapıldığını öğrendiğinizde, bu atamayı onaylamak işveren tarafından İSG-KATİP sistemi (https://isgkatip.csgb.gov.tr) üzerinden gerçekleştirilir.

Genel adımlar:

  • Sisteme e-Devlet (TC kimlik no ve şifre) ile giriş yapılır
  • “Kayıtlı Kullanıcı Girişi” seçilir
  • Birden fazla sicil varsa ilgili işyeri sicili seçilir
  • “Hizmet Alan Kurum” menüsüne girilir
  • “Sözleşmeler” sekmesi açılır
  • “Onay bekliyor” sözleşme seçilir
  • “Onayla” ve ardından “Kaydet” butonuna tıklanır

İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve DSP için sözleşmeler ayrı ayrı onaylanır ve sistemde aktif hale gelir.

İSG-KATİP'te atama yapılan sicilin görünmemesi genellikle sistem gecikmesi, yanlış sicil seçimi veya e-Devlet girişinde farklı işyeri kayıtlarının listelenmesinden kaynaklanır. Bazen OSGB tarafından yapılan atama henüz sistemde aktifleşmemiş olabilir; bu durumda birkaç saat beklenmesi ve tekrar kontrol edilmesi önerilir. Sorun devam ederse OSGB veya ilgili SGK kaydı kontrol edilmelidir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Bu kapsamda işveren; iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve gerekli durumlarda DSP görevlendirmek, risk değerlendirmesi yapmak, çalışanlara eğitim vermek ve gerekli tüm koruyucu önlemleri almak zorundadır. Ayrıca alınan önlemlerin sürekliliğini sağlamak ve denetimini yapmak da işverenin yasal sorumluluğudur.

Temel İSG eğitimi; çalışanların işyerindeki riskleri tanıması, iş kazalarını önlemesi ve güvenli çalışma kültürü kazanması için verilen zorunlu eğitimdir. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında tüm çalışanların işe girişte ve belirli periyotlarla bu eğitimi alması zorunludur.

Yeni müfredata göre İSG eğitimleri, işyerinin tehlike sınıfına göre ilk eğitim + yenileme eğitimi şeklinde uygulanır:

  • Az tehlikeli işyerleri: ilk eğitim en az 8 ders saati → 3 yıl sonra en az 8 ders saati yenileme eğitimi
  • Tehlikeli işyerleri: ilk eğitim en az 12 ders saati → 2 yıl sonra en az 8 ders saati yenileme eğitimi
  • Çok tehlikeli işyerleri: ilk eğitim en az 16 ders saati → 1 yıl sonra en az 8 ders saati yenileme eğitimi

Uygulama esasları:

  • Eğitimler işe girişte “temel İSG eğitimi” olarak verilir
  • Daha sonra tehlike sınıfına göre periyodik olarak yenilenir
  • 1 ders saati 45 dakika ders + 15 dakika ara şeklinde uygulanır
  • Eğitimin bir bölümü işyerine özgü risklere ayrılır
  • İş kazası geçiren veya 6 aydan uzun süre çalışmayan personele işe dönüşte ek eğitim verilir

Özetle: Yeni müfredat, eğitimleri tek seferlik değil sürekli ve risk odaklı bir sistem haline getirmiştir.

İşyerinin tehlike sınıfı, SGK sicil numarasındaki NACE koduna göre, yapılan asıl işin risk düzeyi dikkate alınarak belirlenir.

Özetle:

  • Tehlike sınıfları: Az tehlikeli – Tehlikeli – Çok tehlikeli
  • Belirlemede asıl işin niteliği esas alınır
  • NACE kodu, ilgili tebliğ ile eşleştirilerek sınıf tespit edilir
  • Birden fazla faaliyet varsa en yüksek riskli iş dikkate alınır
  • Faaliyet değişirse, işveren 1 ay içinde bildirim yapmak zorundadır

Kısaca: Tehlike sınıfı, işin türüne ve risk seviyesine göre belirlenir ve en riskli faaliyet esas alınır.

Evet, işyerleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş herhangi bir iş güvenliği uzmanı ile çalışabilir. Ancak çalışacağınız uzman işyerinizin tehlike sınıfına uygun olmalıdır: az tehlikeli işletmeler için C sınıfı, tehlikeli işletmeler için B sınıfı, çok tehlikeli işletmeler için ise A sınıfı iş güvenliği uzmanı ile çalışabilirsiniz.

İş güvenliği uzmanlarının aylık çalışma süreleri işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir:

  • Az tehlikeli işyerleri: çalışan başına ayda 10 dakika
  • Tehlikeli işyerleri: çalışan başına ayda 20 dakika
  • Çok tehlikeli işyerleri: çalışan başına ayda 40 dakika

İşyeri hekimi çalışma süreleri işyerinin tehlike sınıfına göre belirlenir:

  • Az tehlikeli işyerleri: çalışan başına ayda 5 dakika
  • Tehlikeli işyerleri: çalışan başına ayda 10 dakika
  • Çok tehlikeli işyerleri: çalışan başına ayda 15 dakika

Evet. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işverenler, işyerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısına göre iş güvenliği uzmanı ile birlikte işyeri hekimi görevlendirmek zorundadır.

Çok tehlikeli sektörlerde 10 çalışanın üzerinde çalışan sayınız varsa, diğer sağlık personeli ile sözleşme yapılması zorunludur.

Evet. İşletmenin faaliyeti devam ettiği müddetçe iş güvenliği hizmeti de devam etmelidir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren tüm işyerlerini kapsar. Çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre işverenlerin yükümlülükleri farklılık gösterebilir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüm faaliyetleri kayıt altına almak ve bu kayıtları saklamakla yükümlüdür. Bu kapsamda risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları, sağlık gözetimi, kaza ve ramak kala olay kayıtları düzenli şekilde tutulmalı ve denetimlerde ibraz edilebilmelidir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre iş güvenliği uzmanı; işyerinde risk değerlendirmesi çalışmalarına katılmak, iş kazası ve meslek hastalıklarını önleyici çalışmaları planlamak, iş güvenliği eğitimlerini vermek ve İSG mevzuatına uygunluğun sağlanmasına rehberlik etmekle görevlidir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işyeri hekimi; çalışanların sağlık gözetimini yapmak, işe giriş ve periyodik muayeneleri gerçekleştirmek, iş sağlığı eğitimlerini vermek ve meslek hastalıklarını önlemeye yönelik çalışmalara rehberlik etmekle görevlidir.

Hayır. OSGB'den hizmet alınsa bile işverenin yasal sorumluluğu devam eder. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre işveren; çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak, gerekli önlemleri almak ve İSG hizmetlerinin uygulanmasını takip etmekle yükümlüdür. OSGB yalnızca destek hizmeti sunar, nihai sorumluluk işverene aittir.

Davranış odaklı iş güvenliği, iş kazalarının yalnızca teknik önlemlerle değil, çalışanların güvenli davranış alışkanlıklarıyla da önlenebileceğini esas alan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımın amacı; riskli davranışları azaltmak, güvenli davranışları artırmak ve iş güvenliği kültürünü kalıcı hale getirmektir.

İşyerinde güvenlik kültürü, çalışanların iş güvenliğini bir zorunluluk değil alışkanlık haline getirmesiyle oluşur. Bunun için üst yönetim desteği, düzenli İSG eğitimleri, risklerin sürekli değerlendirilmesi, çalışan katılımı ve açık iletişim büyük önem taşır. Ayrıca güvenli davranışların teşvik edilmesi ve iş kazalarından ders çıkarılması güvenlik kültürünü kalıcı hale getirir.

İş kazası meydana geldiğinde işveren, kazayı en geç 3 iş günü içinde SGK'ya bildirmekle yükümlüdür. Ayrıca iş kazası işyeri içinde İSG kayıtlarına alınmalı, gerekli inceleme yapılmalı ve kök neden analiziyle birlikte raporlanmalıdır. Amaç, benzer kazaların tekrarını önlemek için önleyici tedbirlerin alınmasıdır.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre risk değerlendirmesi; işyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, risklerin analiz edilmesi ve kontrol önlemlerinin planlanması sürecidir. Tüm işyerlerinde yapılması zorunludur ve düzenli olarak güncellenmesi gerekir.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında risk değerlendirmesi; işyerinde değişiklik olması, iş kazası veya ramak kala olay yaşanması gibi durumlarda derhal yenilenir.

Ayrıca periyodik olarak:

  • Az tehlikeli işyerlerinde en geç 6 yılda bir
  • Tehlikeli işyerlerinde en geç 4 yılda bir
  • Çok tehlikeli işyerlerinde en geç 2 yılda bir

yenilenmesi zorunludur.

Acil durum planı; işyerinde yangın, deprem, patlama, kimyasal sızıntı gibi olağanüstü durumlarda çalışanların can güvenliğini korumak ve müdahale sürecini düzenlemek için hazırlanan plandır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında tüm işyerlerinde hazırlanması ve düzenli olarak güncellenmesi zorunludur.

Periyodik kontroller, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında işyerinde kullanılan makine, ekipman ve tesisatların belirli aralıklarla kontrol edilerek güvenli çalışıp çalışmadığının denetlenmesi işlemidir. İşyerlerinde kullanılan ve risk taşıyan birçok ekipman ve sistem periyodik kontrole tabidir.

Mevzuata göre yüksekte çalışma, seviye farkı olmaksızın düşme riski bulunan tüm çalışmaları kapsar ve bu çalışmalarda gerekli önlemlerin alınması zorunludur.

Mevzuatta “yüksekte çalışma eğitimi” için tek başına ayrı bir zorunluluk tanımı bulunmamakla birlikte, yüksekte çalışan personelin gerekli bilgi ve eğitimi alması 6331 Sayılı Kanun kapsamında işverenin genel eğitim yükümlülüğü içindedir. Yüksekte çalışma yapılan işlerde çalışanların güvenli çalışma yöntemleri konusunda eğitilmesi ve bilgilendirilmesi zorunludur.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre çalışan, ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kaldığında iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurul yoksa işverene başvurarak durumun tespit edilmesini isteyebilir. Gerekli önlemler alınana kadar çalışan, çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir ve bu nedenle hak kaybına uğratılamaz.

İş güvenliği uzmanı olabilmek için aşağıdaki bölümlerden en az birinden mezun olmak gerekir:

  • Mühendislik veya Mimarlık fakülteleri
  • Fen-Edebiyat fakültelerinin Fizik, Kimya veya Biyoloji bölümleri
  • Teknik Eğitim fakülteleri
  • Üniversitelerin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) lisans veya ön lisans programları

Bu şartları sağlayan adaylar, Bakanlıkça yetkilendirilen kurumlarda İSG uzmanlık eğitimi alır ve ÖSYM tarafından yapılan sınavda başarılı olarak C, B veya A sınıfı iş güvenliği uzmanı olabilir.

  • C sınıfı: Az tehlikeli işyerlerinde çalışabilir
  • B sınıfı: Az tehlikeli ve tehlikeli işyerlerinde çalışabilir
  • A sınıfı: Tüm tehlike sınıflarında (çok tehlikeli dahil) görev yapabilir

Sınıf yükselmesi için deneyim ve sınav şartı vardır.

İşyeri hekimi olmak için tıp fakültesi mezunu olmak gerekir. Ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş eğitim kurumunda işyeri hekimliği eğitimi alınır ve ÖSYM tarafından yapılan sınavda başarılı olunarak işyeri hekimliği sertifikası alınır.

DSP olmak için hemşire, sağlık memuru, acil tıp teknisyeni (ATT) veya çevre sağlığı teknisyeni gibi sağlık alanı mezunu olmak gerekir. Ardından Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş eğitim kurumunda DSP eğitimi alınır ve sınavda başarılı olunarak belge alınır.

Yeni düzenlemelere göre İSG eğitimleri yüz yüze, uzaktan veya hibrit şekilde verilebilir. Eğitim yöntemi işyerinin risk durumuna göre belirlenir.

Evet, temel İSG eğitimi uzaktan (online) verilebilir. Ancak eğitimlerin uygulanması, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yayımlanan güncel düzenlemelere uygun olarak gerçekleştirilmelidir. Bu kapsamda eğitimin ilk 3 bölümü tüm tehlike sınıflarında uzaktan eğitim yöntemiyle verilebilir. 4. bölüm ise tehlikeli ve çok tehlikeli sınıftaki işyerlerinde yüz yüze uygulanmalıdır. Az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde 4. bölüm yüz yüze verilebileceği gibi, işyerine özgü içerikle hazırlanması şartıyla uzaktan eğitim yöntemiyle de gerçekleştirilebilir.

İSG Kurulu, 50 ve daha fazla çalışanı olan ve 6 aydan uzun süreli işlerin yapıldığı işyerlerinde zorunludur.

  • İşveren veya vekili
  • İSG uzmanı
  • İşyeri hekimi
  • Çalışan temsilcisi
  • İnsan kaynakları / teknik personel

  • Az tehlikeli işyerlerinde: en az 3 ayda bir
  • Tehlikeli işyerlerinde: en az 2 ayda bir
  • Çok tehlikeli işyerlerinde: en az 1 ayda bir

İşyeri sağlık raporu, çalışanların yapacakları işe sağlık açısından uygun olup olmadığını belirlemek için alınan zorunlu bir belgedir. Bu süreç 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında yürütülür.

  • İşe başlamadan önce
  • İş değişikliğinde
  • Periyodik olarak (tehlike sınıfına göre)
  • İş kazası veya sağlık problemi sonrası

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre iş kazası; işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme ya da vücut bütünlüğünün bedenen veya ruhen engelli hale gelmesine sebep olan olaydır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre ise iş kazası:

  1. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
  3. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,

meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır.

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na göre meslek hastalığı, mesleki risklere maruziyet sonucu ortaya çıkan hastalıktır.

  • İşe bağlı olarak ortaya çıkar
  • Uzun süreli maruziyet sonucu gelişir
  • Yavaş ilerler
  • İş ile doğrudan ilişkilidir

  • İş kazası: Ani ve beklenmedik bir olaydır
  • Meslek hastalığı: Zamanla gelişir

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve SGK mevzuatına göre hem işverenin hem de sağlık kuruluşlarının bildirim yükümlülüğü vardır:

  • İşveren için: Meslek hastalığını öğrendiği tarihten itibaren en geç 3 iş günü içinde SGK'ya bildirim yapmak zorundadır.
  • Sağlık kuruluşları için: Meslek hastalığı tanısı koyduklarında en geç 10 gün içinde SGK'ya bildirim yaparlar.

Özet: Meslek hastalığında hem işveren hem sağlık kuruluşu bildirim yapmakla yükümlüdür; ancak süreleri farklıdır.